Yöneticiler İçin İçsel Odaklanma

İş Dünyası
3.214

Hayatta yönümüzü nasıl bulduğumuz açısından son derece önemli olmasına rağmen dikkat, tüm çeşitleriyle farkına varılmayan ve hafife alınan zihinsel varlıktır. Bu yazıda ki amacım zihinsel yeteneğe dikkat çekmekten ibaret…

İçsel Odaklanma  Nedir?

İçsel Odaklanma bizi içgüdülerimize, yol gösterici değerlerimize ve daha iyi kararlara yönelten zihinsel bir faaliyettir.

2006 Yılında İngilizce terimler sözlüğüne, birlikte oldukları kişi telefonunu çıkarıp biriyle konuşmaya başladığında insanların kapıldığı duyguyu yansıtan pizzled ( Puzzled-Şaşkın ile Pissed Off-Kızgın sözcüklerinden türetilen isim) sözcüğü eklenmiş. Eskiden böyle anlarda insanlar kırılır incinirdi, şimdiyse adet oldu…

Unutmamak gerekir ki; İç dünyasına kulak vermeyen yöneticiler dümensiz olacaktır, başkalarının dünyasına karşı kör biri her şeyden habersiz kalacaktır, içinde faaliyet gösterdikleri sisteme kayıtsız olanlar gafil avlanacaktır…

Verimsiz kafa yorma ile üretken derin düşünceyi ayıran çizgi, geçici bir çözüm bulup ardından o sıkıntı verici düşünceleri kafamızdan atmamızla, aynı kısır döngü içinde saplantımızı sürdürmemiz arasındadır.

Teknolojiye hızlı adaptasyon, odaklanma ve dikkat bozukluğuna sebep oldu. Öyle ki tefekkür kaybolmaya başladı. Dikkat dağılmaları, dikkat dağıtıcı şeylerin odaklanma yeteneğimize cepheden saldırısından kaynaklanıyor.

Bizim teknolojik onarıma değil, bilişsel onarıma ihtiyacımız var. Bunu anladığımız zaman geç kalmış oluruz…

Bazı organizasyonlarda karşıma çıkan: Burada işler böyle yürür sözünü de bir köşeye not etmekte yarar var.

Hedefin ne olursa olsun, nasıl ulaşırsan ulaş, keskin bir odaklanma, hedefe hızla yaklaştırır.

Louis Pasteur’ün ifadesiyle şans, hazırlıklı bir aklı tercih eder. Hayal kurmak, yaratıcı keşfi kuluçkaya yatırır.

Einstein ise Sezgisel akıl kutsal bir armağandır, rasyonel akıl ise sadık hizmetkâr demiş. Bizler hizmetkârı onurlandırıp armağanı unutan bir toplum yarattık…

Dikkat yorgunluğunun panzehri dinlenmektir…

360 Derece değerlendirmede, sizden bir dizi özel davranış ya da kişisel özellik konusunda kendinizi değerlendirmeniz istenir. Kendinize verdiğiniz puanlar, sizi aynı ölçekte değerlendirmelerini istediğiniz bir düzine kadar insanın değerlendirmeleriyle karşılaştırılır. Onları seçme nedeninize gelince onları iyi tanımanız ve yargılarına güvenmeniz. Derecelendirmeleri isimsizdir böylece kendileri açık sözlü olmada serbest hissederler.

Kişilerin kurum içinde konumu yükseldikçe öz farkındalık düzeyi azalmaktadır. Bunun nedeni kurum içinde terfiyle beraber gücü artan kişi hakkında konuşmakta istekli ve yeterince cesur olanların sayısının azalması olduğunu düşünüyorum. Ya da eksikliklerini inkâr eden, bunları göremeyen kişilerde vardır.

Steve Jobs’un Stanford Üniversitesi’nden mezun olanlara yaptığı konuşma içtenlikliydi. Tavsiyesi ise şuydu: Başkalarını düşüncelerinden gelen sesin kendi iç sesinizi boğmasına izin vermeyin. En önemlisi de yüreğinizin ve sezginizin peşinden gitme cesaretine sahip olun. Onlar bir şekilde sizin aslında ne olmak istediğinizi zaten bilirler.

Yeni yazılardan ve güncellemelerden hemen haberdar olmak için bildirimlere abone olun

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.