İş ve Meslek Danışmanlarının Sorunları

İş Dünyası

İş ve Meslek Danışmanlarının Sorunları Neler?

Bu yazıda İş ve Meslek Danışmanları ile yapılan çalışma kapsamında elde edilen bilgilerin paylaşılması amaçlanmaktadır.

Çalışma istek ve yeteneğinde olup da işsiz kalmak/çalışma olanağı bulamamak insan yaşamı üzerinde derin ekonomik, sosyal ve psikolojik etkiler yaratmaktadır. İşsizlik yalnızca bu sorunu yaşayan “birey ve ailesi” açısından değil; aynı zamanda “ekonomik ve toplumsal” açıdan da son derece olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Ekonomik ve sosyal dengeli bir kalkınma için işgücünün, aktif olarak üretim sürecine katılması son derece önemlidir. Bu bağlamda işsizlik, üretimin temelini oluşturan ve toplumların en değerli kaynağı olan insan kaynağının kullanılamaması, harcanması anlamına gelecektir. Toplumda işsiz bireylerin sayıca çoğalması, ulusal gelirin oluşumuna katkıda bulunamamalarına karşın bölüşümde pay almaları sonucunu doğuracaktır ki, bu durumda gelir dağılımının bozulması, toplumsal refah düzeyinin gerilemesi yanında kayıt dışı istihdamında giderek artması gibi pek çok ciddi soruna yol açacaktır. Nitekim işsizliğin “azaltılması gereken önemli bir sorun” olarak algılanmasının gerisinde de, işsizliğin gerek birey ve ailesi; gerekse ülke ekonomisine, çeşitli maliyetler yüklemesi gerçeği yatmaktadır.

İş ve meslek danışmanlarına anket yapılmış ve anket soruları içerisinde, iş ve meslek danışmanlarının bu mesleği tercih etmelerindeki temel gerekçeleri, bilgi, beceri ve tecrübelerini ne derece kullanabildikleri, iş tatmini ve meslekle ilgili kariyer hedefleri gibi çalışanların etkinliklerini değerlendirmeye yönelik sorulara yer verilmiştir. Ayrıca, iş ve meslek danışmanı olarak, bu meslekteki en önemli sorunu ortaya çıkarmaları ve kendilerinin daha etkin ve verimli çalışabilmeleri için ortaya konacak çözümü belirtmeleri yönünde sorular yöneltilmiştir.

Ankete katılan 113 iş ve meslek danışmanı, bu işi öncelikli olarak yazılı ve görsel medya aracılığıyla (%54,9) bulmuştur. İş bulma sürecinde “eş-dost ve akraba” %26,5 ve “İŞKUR” %18,6 oranında bir rol oynamıştır.

Katılımcıların iş ve meslek danışmanlığı mesleğini tercih etmelerindeki temel gerekçesi, bu mesleğin Türkiye’de yeni ve kariyer şansı yüksek bir meslek olması (%45,1)’dır. İnsanlar ile iletişim içinde olmak ve onlara yardım etmek (%31), uzun süre işsizlik sürecinden sonra bu meslekte çalışmak zorunda kalmak (%8,8), hayalindeki mesleğe atanamamak (%5,3) ve maddi anlamda tatmin edici bir iş olması (%5,3) katılımcıların bu mesleği tercih etme nedenleri arasındadır. Diğer yandan, sadece %1,8’i bu mesleğin idealindeki meslek olduğunu belirtmiştir.

İş ve meslek danışmanlarına “İş ve meslek Danışmanlığı için yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olduğunuzu düşünüyor musunuz?” sorusu yöneltilmiş ve sadece % 47,8’i yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olduğunu belirtmiştir. Yeterli bilgiye ve tecrübeye sahip olmayan katılımcılardan bu durumun gerekçesini belirtmeleri istediğinde ise, %51,8’i “işgücü piyasaları ve meslekler hakkında yeterince bilgiye sahip değilim” ve %41’i “bu mesleğe ilişkin bilgi ve beceriler konusunda yeterince eğitim almadım” şeklinde görüş bildirmiştir. Mezun oldukları bölümlerden aldıkları bilgi ve becerileri, mesleğe ilişkin görevlerde ne derece kullandıklarına yönelik bir soruyu, %44,2’si “Kullanıyorum” ve %11,5’i “Sıklıkla Kullanıyorum” şeklinde yanıtlamıştır.

İŞKUR Müdürlüğü’nde çalışan iş ve meslek danışmanlarının büyük çoğunluğu işlerini “tatmin edici” (%60,2) ve “kesinlikle tatmin edici” (%10,6) bulmaktadır. Bu çerçevede, katılımcıların meslekleri temelinde geleceğe yönelik kariyer hedefleri incelendiğinde, %66,4’ü bu mesleği kariyer hedefleri açısından kesinlikle kalıcı bir iş olarak görmektedir. Diğer yandan, bu meslekte kariyer imkânlarının yeterli olmadığını düşünenlerin oranı ise %20,4’tür.
Çalışanların yalnızca %2,7’si bu işi geçici bir iş olarak görmektedir. Ankete katılanlara, iş ve meslek danışmanlığı mesleğine ilişkin temel sorunun ne olduğu ve kendilerinin daha etkin ve verimli çalışabilmeleri için hangi koşulların sağlanması gerektiği soruları yöneltilmiştir. Tablo-4’den izleneceği gibi, iş ve meslek danışmanları, İŞKUR’daki altyapı eksikliği ve fiziki yetersizlikleri en önemli sorun olarak görmektedirler. Bu sorunun ardından en önemli ikinci sorun ise, sözleşmeli personel olarak çalışmanın yarattığı iş güvencesizliğidir. Katılımcıların hiçbiri yaptıkları işe karşılık aldıkları ücreti temel bir sorun olarak görmemektedirler.

İş ve meslek danışmanlığı; genel olarak, bireylerin özellikleri ile mesleklerin ve işyerlerinin gerektirdiği nitelik ve şartları karşılaştırarak, bireylerin istek ve durumuna en uygun iş ve meslekleri seçmeleri, seçtikleri meslekler ile eğitim olanaklarından yararlanmaları, işe yerleştirilme, işe uyum ile ilgili sorunların çözümüne yönelik sistemli bir yardım edilme sürecidir. İş ve meslek danışmanlığının hedef kitlesi ise; genel olarak, meslek seçimi aşamasında olan gençler, işsizler ve çalışma yaşamında kariyerlerinin değişik aşamalarında bulunan her düzeydeki bireylerdir. Türkiye gibi, hem istihdam edilenlerin düşük ve orta vasıflı olduğu hem de genç işsizliğinin yaygın olduğu ülkelerde iş ve meslek danışmanlığı hizmeti işgücü piyasası açısından giderek önem kazanmaktadır.
Alan araştırmasının sonuçlarına göre ilk olarak, Türkiye’de henüz yaygınlaşmakta olan bu mesleğe öncelikli olarak lisans mezunu gençlerin ve kadınların ilgi gösterdikleri görülmektedir. Çalışanların en az dört yıllık bir lisans diplomasına sahip olmaları ve lisans sonrası eğitime devam eden kişilerin oranının kayda değer bir yüzdeye sahip olması, bu mesleği beyaz yakalı ve uzman meslekler kategorisinde değerlendirmemizi sağlamaktadır.

Türkiye’de ortalama olarak üniversite bitirme yaşının yirmi iki olduğu ve ilk bir yıl içinde işe girebilmenin ancak mümkün olduğu göz önünde bulundurulursa, Bursa’da görev yapan iş ve meslek danışmanlarının iş hayatına henüz katılanlardan oluştuğu söylenebilir. İş ve meslek danışmanlarının bu mesleği tercih etme nedenleri arasında “uzun süre işsizlik sürecinden sonra bu meslekte çalışmak zorunda kalmak” ve “hayalindeki mesleğe atanamamak” yer almaktadır.

Ayrıca, bu mesleğin Türkiye’de yeni ve kariyer şansı yüksek bir meslek olması da iş ve meslek danışmanlarının bu mesleği seçmeye karar vermede belirleyici olmuştur. Söz konusu nedenler bu mesleğin, uzun süreli işsizler ve eğitimli genç işsizler tarafından da tercih edildiğini ortaya çıkmaktadır.

Çalışanların mezun oldukları üniversiteler çeşitlilik gösterirken, mezun oldukları fakülteler açısından incelendiğinde Fen-Edebiyat Fakültesi’ndeki yoğunlaşma dikkat çekicidir. Türkiye’de fen edebiyat fakültesi mezunlarının özel sektörde çoğunlukla eğitimle ilgili faaliyetlerde bulunan kurumlarda iş bulabilmeleri, pedagojik formasyonda yaşadıkları sıkıntılar ve KPSS ile atanmalarındaki gibi zorluklar nedeniyle iş ve meslek danışmanlığına yoğun olarak yöneldikleri düşünülebilir. Araştırmaya katılan danışmanların çoğunluğunun, bu mesleğe ilişkin görevlerde fakülte ve bölüm farkının önemli olmadığını belirtmesi de bu görüşü desteklemektedir. Kasım 2013 tarihi itibariyle özlük haklarında yaşadıkları kayıplara rağmen, bu mesleğin “diplomalı işsizler” için yeni, geleceği parlak ve kariyer olanaklarına sahip bir iş fırsatı olduğunu söylemek mümkündür.

Anglosakson ve Avrupa ülkelerinin tersine, Türkiye’de henüz üç yıllık gibi kısa bir geçmişe sahip olan iş ve meslek danışmanlığının bu mesleğe sahip olanlara göre en temel sorunları arasında öncelikli olarak İŞKUR’daki altyapı eksikliği ve fiziki yetersizlikleri dikkat çekmektedir. Örneğin, İngiltere’de ve Almanya’da bulunan “iş merkezleri” ve “meslek danışma merkezleri”nin sayıca çok olması ve şehir merkezlerindeki kalabalık caddelerde yer alması, bu mesleğin işgücü piyasası açısından ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Gelişmiş ülkelerde altyapı olanaklarının düzgün bir şekilde işliyor olması, meslek danışmanlığının sistematik bir biçimde yapılması gerekliliğini vurgulamaktadır. Araştırmaya katılanların da belirttiği doğrultuda, bu kurumlarda çalışan Batılı ülkelerdeki meslektaşları gibi Türkiye’de de iş ve meslek danışmanlarının iş güvencesine sahip olmaları ve saygınlıklarının yüksek olması beklenmektedir. Türkiye’deki iş ve meslek danışmanlarının sözleşmeli personel olarak çalışmalarının yarattığı iş güvencesizliği, işlerindeki performansı doğrudan ve olumsuz yönde etkilemektedir.

İşgücü arzı yönünden uzun süreli işsizlik incelendiğinde, uzun süre iş arayıp da bulamayanların bu süreç sonunda cesaretleri kırılmakta, çeşitli psikolojik sıkıntılar yaşamakta, işsizlik süreci uzadıkça yetenek kaybı olmakta ve vasıf gerektiren işlere girmeleri güçleşmektedir. Bu sorun bağlamındaki araştırmanın bulgularına göre, iş ve meslek danışmanlarının “bireylere doğru meslek ve iş seçimine yönlendirmede yardımcı olmak” amacını benimsemeleri önemli bir kazanım olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim, iş ve meslek danışmanlarının sahip olmaları gereken temel özellikler arasında mesleğe ilişkin yasal düzenlemeler bilgisi, kişilik tipleri ve davranış tarzları bilgisi, kariyer geliştirme, yönetme ve uygulama becerisi, empati kurma becerisi yer almaktadır. Katılımcıların, iş ve meslek danışmanlığı sürecinin temel aşamalarını ve temel görevlerini özümsedikleri söylemek mümkündür.

İş ve meslek danışmanlığını sunan tek resmi kurum olan İŞKUR’un özellikle iş ve meslek danışmanlarına yönelik sürekli eğitimlere ve bu mesleği tanıtmaya daha fazla önem vermesinin gerekliliği ortaya çıkmaktadır. İş ve meslek danışmanlarının yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olduklarını ve İŞKUR tarafından verilen eğitimlerde işgücü piyasası ve meslekler hakkında yeterli bilginin aktarıldığını söylemek güçleşmektedir. Türkiye’de henüz iş ve meslek danışmanlığının sistematik, belirli ilke ve yöntemlere göre uygulanmadığı ve bazı aksaklıklara sahip olduğu görülmektedir.

Araştırma sonuçları göstermektedir ki, işgücü piyasasındaki danışmanlık hizmetlerinin günümüzde giderek daha fazla önem kazandığı göz önünde bulundurulduğunda, iş ve meslek danışmanlığı bireylerin kariyer hedefleri açısından kalıcı bir iş olarak görebilecekleri meslekler arasında yer almaya başlamıştır. Gerek iş ve meslek danışmanlarının işlerini tatmin edici bulmaları gerekse bu mesleği kariyer hedefleri açısından kesinlikle kalıcı bir iş olarak düşünmeleri, bu mesleği Türkiye’de işgücü piyasasındaki gençler açısından çekici kılmaktadır. Sözleşmeli personel olarak geçici çalışmalarına rağmen, bu durumu ikincil bir sorun olarak görmeleri de, söz konusu ilginin boyutuna işaret etmektedir. Ayrıca, Türkiye’de bu mesleğin halen kurumsallaşma aşamasında olduğunu ve bu süreçte bazı sorunlu alanların oluştuğu görülmektedir.

Ortaya çıkan sorunlu alanlardaki eksikliklerin giderilmesinde, hem İŞKUR hem de işverenler önemli ölçüde rol oynamaktadırlar. Bu noktada, katılımcılara göre İŞKUR’a düşen en önemli görevler fiziki koşulların iyileştirilmesi ve iş ve meslek danışmanlarına verilen eğitimlerin arttırılmasıdır. Bu kurumsal sorumluluğa ek olarak, İŞKUR ile işverenler arasındaki işbirliği hayati derecede önem taşımaktadır. Araştırmaya katılan danışmanların, bu mesleğin daha etkin işleyebilmesi için işverenler ile İŞKUR arasındaki iletişimin güçlendirilmesine özellikle vurgu yapmaları, söz konusu işbirliğinin arttırılması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Ayrıca, İŞKUR işverenleri bu meslek hakkında daha fazla bilgilendirmeli ve işgücü piyasası açısından önemini anlatmalıdır.

Kaynak: http://www.calismatoplum.org/sayi40.htm adresinden meta veriler alınmıştır.

Problem Çözmede 17 Tavsiye okumak isterseniz; https://www.yonetimdeinsan.com/calisma-psikolojisi/problem-cozme-17-tavsiye/

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.