İş aramak, meslek edinme sürecinin yanı sıra bireyin kimlik inşasının, yaşamını şekillendirme iradesinin ve toplumsal hayata katılım arzusunun somut bir ifadesi. Bu süreç, ekonomik bir gerekliliğin ötesinde, bireyin kendi yaşam yolunu şekillendirme ve varoluşuna anlam katma arayışı. Ne var ki bu arayış, doğası gereği yoğun bir belirsizlik ve öngörülemezlik içeriyor. Özellikle gençler açısından bakıldığında, bu belirsizliğin yarattığı yük çok daha karmaşık. Çünkü gençler toplumsal beklentiler, ailesel sorumluluklar, gelecek kaygısı ve kırılgan ekonomik koşullar gibi baskılarla da yüzleşiyor.
İstanbul Üniversitesi’nden araştırmacılar Kübra Polat Subaşı ve Betül Tozar Şahin’in Akademik Yaklaşımlar Dergisi’nde yeni yayımlanan çalışması tam da bu noktaya temas ediyor: Gençlerin belirsizliğe tahammülsüzlüğü, onların iş arama davranışlarını etkiliyor mu?
Araştırma, 15–29 yaş grubundaki İstanbul’da yaşayan gençlerin belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin, iş arama davranışlarını nasıl etkilediğini anlamaya odaklanıyor. Yani temel sorusu şu: Belirsizliğe karşı düşük toleransı olan bir genç, iş aramaktan geri mi duruyor? Cevap ilk bakışta “evet” gibi görünebilir; zira kaygı, karar verememe, eylemsizlik gibi durumlar genelde belirsizliğe tahammülsüzlükle ilişkilendiriliyor. Ancak bulgular, belirsizliğe tahammülsüzlük düzeyinin, gençlerin iş arama davranışlarını istatistiksel olarak etkilemediğini gösteriyor. Yani gençler, belirsizliğe ne kadar tahammülsüz olursa olsun, iş arama davranışlarını sürdürüyor.
Belki de Türkiye’de genç olmak, belirsizliği bir tehdit olarak değil, yaşamın olağan bir parçası olarak içselleştirmeyi beraberinde getiriyor.
Dikkatli bakıldığında bu sonuç, gençliğin mevcut sosyoekonomik gerçekliklerle kurduğu ilişkinin ne kadar değiştiğini gözler önüne seriyor. Gençler, sistemin sunduğu sınırlı imkanlar içinde hayatta kalma refleksiyle, belirsizlikten kaçmak yerine onunla yaşamayı öğrenmiş görünüyor. Belki de bu sonuç, Z kuşağına dair en çok dillendirilen önermelerden biri olan “kolay pes ediyorlar” yargısına da bir yanıt niteliğinde.
Türkiye’de genç işsizliği kronikleşmiş bir mesele. TÜİK verilerine göre 15–24 yaş arası genç işsizlik oranı 2024 yılı itibarıyla yüzde 20’lerin üzerindeydi. Bu oran bir kuşağın potansiyelini değerlendirememek anlamına da geliyor. Gençlerin üretim dışında kalması, bireysel yoksullaşma ve toplumsal gelişme açısından da büyük bir kayıp.
Başka bir açıdan bakıldığında iş arama süreci artık geleneksel yöntemlerden oldukça farklı. Dijital başvuru platformları, otomatik eleme sistemleri, algoritmik işe alım filtreleri nedeniyle gençler iş ararken yalnızca kendileriyle değil, görünmeyen dijital bariyerlerle de yüzleşiyor. Belirsizlik bu noktada kişisel bir deneyim değil; sistemin yapısal bir özelliğine dönüşmüş durumda.
Çalışma, ayrıca iş arama davranışları ve belirsizliğe tahammülsüzlük düzeylerinin demografik değişkenlere göre farklılaştığını da ortaya koyuyor. Örneğin iş arama süresi uzadıkça aktif iş arama davranışı artıyor. Bu, gençlerin pes etmeyen bir arayış içinde olduğunu gösteriyor. Ancak bu sürecin nasıl bir ruhsal yük oluşturduğu, sosyal destek mekanizmalarının ne kadar etkili olduğu ve gençlerin bu süreçte nasıl bir yalnızlık yaşadığı gibi meseleler araştırmanın kapsamı dışında kalıyor.
Kısacası, bu araştırma gençlerin iş arama sürecine yönelik bildik varsayımları yeniden düşünmemiz için bir fırsat sunuyor. Görünen o ki, Türkiye’nin gençleri bu belirsizliğe rağmen umutla, inatla ve dirençle yollarını aramaya devam ediyor.
Onlara yol göstermek bizim sorumluluğumuzda.
Bir kere daha ifade ediyorum: Eğer yeni mezun olduysanız ve geleceğiniz hakkında endişeler taşıyorsanız bilin ki yalnız değilsiniz yanınızdayım, bilgilerimi paylaşıyorum. Bu yazıyı okuyan binlerce genç gibi siz de yolunuzu zamanla bulacaksınız. Yapmanız gerekenler; sorular sormaktan, risk almaktan ve insani tavırlarınızdan, nezaketinizden vazgeçmemek. Pes etmeyen herkes kazandı, sizler de kazanacaksınız…
Bu yazının sonuna gelmişken;
Bu değerli çalışmalarıyla yalnızca akademik literatüre değil, gençliğin belirsizliklerle örülü iş arama yolculuğuna da ışık tuttukları için Arş. Gör. Kübra Polat Subaşı ve Arş. Gör. Betül Tozar Şahin’e içtenlikle teşekkür ediyoruz. Sadece bir araştırma değil, bir farkındalık da inşa ettiler. Bu araştırmalarıyla hem düşündürdüler hem de ilham verdiler. Dileriz ki bu tür nitelikli akademik çalışmalar çoğalır, sadece akademisyenlerin değil, toplumun gündeminde de yer bulur. İyi ki varlar, iyi ki bu soruları sormaya cesaret ettiler.
Detaylı bilgi için araştırmaya göz atabilirsiniz;
Ayrıca ilginizi çekebilir:
Z Kuşağına İlham Veren Mezuniyet Konuşmaları: Dijital Çağda Başarıya Giden Yol