Bugünün gençleri geçmişin “çalış, kazan, yüksel” mottosunu sorguluyor. Özellikle Z kuşağı, sadece kariyer değil, yaşamın kendisini sorguluyor.
Artık gençler sorgulamanın ötesinde yalnızca işten değil, sistemin tamamından çekiliyor. “Çalış, kazan, yükseleceksin” mottosu Z kuşağı için geçmişin bir yansıması. Günümüzün gençleri, yalnızca kariyeri değil; eğitimi, iş hayatını, hatta geleceği sorguluyor. Fortune dergisi, PwC raporları ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verileri, küresel ölçekte gençlerin hızla iş gücü piyasasından uzaklaştığını ortaya koyuyor.
Uluslararası Çalışma Örgütü’ne göre , 2023’te dünya çapında 15 ila 24 yaş arasındaki insanların yaklaşık beşte biri şu anda ev genci. Yakın zamanda yapılan bir PwC raporu, 10 Z kuşağından dördünün istifa etmeye ve bunun yerine işsizlik yardımlarıyla geçinmeye hazır olduğunu gösteriyor. Bugün Türkiye’de yaklaşık 5 milyon genç, ne okulda ne de işte, ev genci olarak varlığını sürdürüyor. Fortune’da yer alan bir habere göre Z kuşağı giderek kendi isteğiyle ev genci olmayı tercih ediyor.
Ev gençleri çoğu zaman tembellikle ya da isteksizlikle yaftalansa da, yapılan saha araştırmaları bu gençlerin büyük bir kısmının iş bulmak için çabaladığını ancak engellerle karşılaştığını gösteriyor. Özellikle sosyoekonomik dezavantajlı gruplardan gelen gençler, düşük kaliteli eğitim sisteminden çıkarken yeterli beşerî sermayeye sahip olamıyor ve işgücü piyasasında kendilerine yer bulmakta zorlanıyorlar. Ancak yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre gençlerin kurumsal kariyer basamaklarını tırmanmaya başlasalar bile, kendi evlerini satın almalarının hâlâ imkansız bir görev gibi gördüğü öne çıkıyor.
Z kuşağı hayatlarını erteliyor
Yapılan araştırmalar, yirmili yaşların başındaki kişilerin daha az para kazandığını, daha fazla borçlandığını ve aynı yaştaki milenyum kuşağına göre daha yüksek borç ödeme oranlarına sahip olduğunu gösteriyor. Daha az kazanmalarına rağmen, gençler bugün enflasyon nedeniyle yiyecek, bakkaliye ve benzin gibi temel ihtiyaçlar için derinlere inmek zorunda kalıyorlar. Bu arada, konut pandemi başından bu yana kaç kat daha hızlı arttı. Bu durum, gençlerin gelecek için tasarruf etmenin veya hatta çalışmanın boşuna olduğunu düşünmelerinin nedenini açıklamakta önemli rol oynuyor.
Bir Z kuşağı üyesinin belirttiği gibi : ” Sadece şimdiye odaklanıyorum çünkü gelecek iç karartıcı .”
Acelecilik, “çok çalış, daha çok eğlen” anlayışı Z kuşağı üzerinde etkili değil. Günümüzde pek çok genç, şirket basamaklarında yükselmek için rekabet etmektense, kendi refahlarını korumayı tercih ediyor. Çalışmak isteyenler bile kariyer istemiyor. Bunun yerine, fazla mesai, antisosyal çalışma saatleri veya büyük bir ekibi yönetmek gibi önemli sorumluluklar gerektirmeyen rahat işlere göz dikiyor .
Z kuşağı, kendi yaşlarındaki milenyum kuşağına göre neredeyse iki kat daha fazla stres yaşıyor . 18 ila 24 yaşındakilerin üçte birinden fazlası stres, kaygı veya depresyon gibi “yaygın bir ruhsal bozukluktan” (CMD) muzdarip. Ayrıca Z kuşağından çalışanlar, kendilerinden 20-30 yaş büyük X kuşağından önemli ölçüde daha fazla hastalık izni alıyor .
Düşünce kuruluşu Resolution Foundation’daki (RF) araştırmacıların ifadesiyle “Gençlerin sağlık sorunları nedeniyle işsiz kalması gerçek ve büyüyen bir eğilim; yirmili yaşlarının başında olan ve yetişkin hayatlarına yeni başlayan gençlerin, kırklı yaşlarının başındakilere kıyasla sağlık sorunları nedeniyle işsiz kalma olasılıklarının daha yüksek olması endişe verici.
Türkiye’de devlet ve özel sektörün ev gençliği sorununu çözmek adına attığı bazı adımlar var. İŞKUR’un işbaşı eğitim programları, girişimcilik hibeleri ve AB destekli projeler bu adımlar arasında. Ancak bu çalışmalar çoğu zaman parçalı, kısa vadeli ve hedef kitleye ulaşmakta yetersiz kalıyor. Eğitim sistemi hâlâ beceriye değil, sınav ezberine odaklı. Kariyer rehberliği sistematik değil; gençlere “gelecek tasarımı” değil “geçici çözüm” sunuluyor.
Z kuşağı, sadece çalışmak istemeyen bir nesil değil; farklı değerler, beklentiler ve ihtiyaçlarla şekillenen bir kuşak. Bu nedenle, onların sesine kulak vermek ve sistemleri bu doğrultuda yeniden yapılandırmak, sürdürülebilir bir gelecek için kritik öneme sahip. Unutulmamalı ki bir ülkenin geleceği, gençlerinin umutlarına ne kadar yatırım yaptığıyla ölçülür. Bugünün ev gençleri, yarının girişimcileri, sanatçıları ve liderleri olabilir — eğer onlara gerçekten kulak verilirse.
Z kuşağının çalışma alışkanlıkları hakkında daha fazlası: