Herkes Duysun,İlgilenen Gelsin

İnsan kaynakları
361

1 Herkes Duysun, İlgilenenler Gelsin Yaklaşımı

Potansiyel adayların, İşveren Markasından nasıl haberdar olduğunu ve farklı iletişim kanallarından elde edilen bilgilerin işletmenin İşveren Marka imajı üzerindeki etkilerini bilmeniz gerekir.İşletmeler genel olarak herkes duysun,ilgilenen gelsin yaklaşımıyla ilk olarak kariyer sitelerini kullanmaktadır.

Marka İletişiminde amaç, ‘‘Doğru Mesajın’’, ‘‘Doğru Kişilere’’ ‘‘Doğru Kanallardan’’ ulaştırılmasıdır. 3D olarak tanımlayacağımız bu iletişim modelinde, bu ayaklardan bir tanesinin dahi eksik olması, tüm çabaların boşa gitmesine neden olur.Herkes duysun,ilgilenen gelsin yaklaşımında, eğer mesajınız etkili değilse, kullandığınız kanalın önemi kalmaz. İnsanlar mesajı alsalar dahi harekete geçmeyeceklerdir. Diğer yandan uygun kişilere ulaştırılamayan etkili bir mesaj da aynı şekilde önemini yitirecektir.

Son derece basit, öyle değil mi?

Fakat pratikte, bu denli basit bir nokta göz ardı edilir. Mesajın içeriği ve hedef kitlenin özellikleri dikkate alınmaksızın bilindik iletişim kanallarından, bilindik mesajlar gönderilir. Örneğin ‘‘takım çalışması’’, ‘‘kariyer olanakları’’ ve ‘‘öğrenme fırsatları’’na vurgu içeren mesajlar, gazete, dergi gibi ilk akla gelen kitle iletişim araçları kullanılarak yayınlanır. İngilizcede ‘‘broadcasting’’ olarak ifade edilen bu yaklaşımda, ‘‘herkes duysun, ilgilenenler gelsin’’ mantığı hâkimdir. Ancak işler öyle gelişmez. Mesajı duyan ilgili ilgisiz herkes kapınıza yığılır. İyileri kötülerden ayıklamak temel problem haline gelir. Seçim süreci uzar. Bu sırada nitelikli adayların büyük bir bölümü farklı şirketlerde iş bulur.

Bu yaklaşımın bir alternatifi, verilen ilanlarda adaylardan istenen tecrübe, eğitim, yabancı dil bilgisi, gibi özelliklerin sayısını arttırmak ve adayları mezun oldukları okul ya da mezuniyet kredisi gibi katı kriterlere dayalı olarak elemektir. Ancak bu yaklaşımın Türkiye gibi eğitim sistemi çarpıklıklarla dolu bir ülkede kullanılmasının önemli sorunlar yaratacağı şüphesizdir. Çünkü öğrencinin üniversiteden yüksek krediyle mezun olması iş hayatında başarısını garantilemez. Ayrıca aday havuzunun birkaç üniversiteyle sınırlanması oldukça yetenekli kişilere ulaşılmasını engelleyebilir.

Peki o zaman yapılması gereken ne?

İK’ cıların karşı karşıya kaldığı bu kısır döngü nasıl kırılabilir?

Bunun için öncelikle hedef kitlenize uygun mesajlar hazırlamalısınız. Yöneticilere aynı, mühendislere aynı mesaj olmaz. Daha sonra her bir gruba ulaşabileceğiniz en uygun iletişim kanallarını belirlemeniz gerekiyor. Bunun için ‘‘narrowcasting’’,‘‘mikrocasting’’ gibi yöntemlerden yararlanabilirsiniz.

Böylece özelleştirilmiş mesajları, özel kanallardan, önceden belirlediğiniz kişilere gönderdiğiniz için;

  1. İletişim maliyetleriniz düşecek,
  2. Aday kaliteniz yükselecektir.

Ayrıca mesajın ve kullanılan kanalın etkinliğini ölçebileceğiniz için süreç yönetilebilir bir hal alacak, kontrolünüz altına girecektir.

Yeni yazılardan ve güncellemelerden hemen haberdar olmak için bildirimlere abone olun

2 Yorumlar
  1. Veli Tekin diyor

    Dikkatlice ele alınmış gerçekten başarılı bir yazı, detayları çok iyi ele almışsınız.

    1. Aykut GÜNER diyor

      Veli Bey güzel düşünceniz için teşekkür ederim.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.