Güçlü bir İşveren Markasına Sahip Olmak İster misiniz?

Başarı
1.526

1 Güçlü bir İşveren Markasına Sahip Olmak İster misiniz?

O zaman şirketinizin insan kaynakları uygulamaları hakkında konuşulmasını sağlayın. Çünkü şirketiniz hakkında ne kadar çok konuşulursa markanız o denli güçlenir, o denli güçlü bir işveren markasına sahip olursunuz.

Bunun için sıra dışı, ilginç ve rakiplerin yapmadığı şeyler hayata geçirilmelidir. Örneğin sektörünüzdeki diğer şirketler yılda iki ikramiye veriyorsa, sizin iki yerine üç ikramiye vermeniz büyük olasılıkla üzerinde konuşulmaya değer bir etki yaratmayacaktır. Bunun yerine çalışanların işyerine köpeklerini getirmelerine izin vermeniz, hatta işyerinde bir köpek kreşi oluşturmanız şirketiniz hakkında çok daha fazla konuşulmasını sağlar.

Tabii elde edeceğiniz başarı, süreci nasıl yöneteceğinize bağlı olacaktır. 🙂
Eğer uygulamalarınız köpek kreşiyle sınırlı kalırsa son derece komik bir duruma düşersiniz. Bununla birlikte dikkatler üzerinize çekilmişken, çalışanlar için yaptığınız diğer kolaylıkları da duyurabilirsiniz. İlkinde ‘‘Köpek kreşine ihtiyacın varsa X şirketine git’’ şeklinde alaycı bir ifadeyle anılırken, ikincisinde ‘‘X şirketinde köpek kreşine kadar her şey çalışanlar için tasarlanmış’’ şeklinde nitelendirilirsiniz.

Bunun dışında şirket patronları, insanlar üzerinde en fazla etki yaratma potansiyeline sahip kişilerdir. Çünkü pek çok insan patronun kişiliğini şirketin kişiliğiyle özdeşleştirir. Örneğin En Gözde Şirketler Araştırmasının 2014 sonuçlarına bakıldığında, Sürreya Ciliv’in Turkcell’in en fazla tercih edilen şirket olmasında önemli bir rolü olduğu görülmektedir. (2015 Sonuçlarına bakıldığında ise yeni CEO ile beraber Turkcell 3.lükten 9. Sıraya gerilemiştir.) Bunun için, eğer başarabilirseniz patronunuzun basında sık sık yer almasını sağlayın. Fakat yalnız demeç ve röportajlara güvenmeyin. Patronunuzdan köşe yazıları yazmasını, kitap yayınlamasını isteyin. Ona bu konularda ‘‘yardımcı’’ olun. Örnek yaşam tarzıyla gündemde kalması için çaba gösterin.

Diğer önemli bir eksiklik ise sosyal ağların kullanımı meselesidir. Sosyal ağlar ‘‘Y’’ jenerasyonunun temel bilgi kaynağı olmasına rağmen pek çok İK profesyoneli bu aracı nasıl kullanacağından halen habersiz. Hatta çalışanların işyerinde sosyal ağları kullanmasının yasak olduğu pek çok şirket biliyorum. Oysa tam tersini yapmak, yani çalışanları sosyal ağları kullanma konusunda teşvik etmek gerekiyor. Şimdi insanların böyle bir uygulamayı suiistimal edebileceklerini iddia edebilirsiniz. Evet, İK uygulamalarının sorunlu olduğu şirketlerde, insanlar bu durumu kötüye kullanabilir, hatta şirkette yaşanan olumsuzlukları eşzamanlı olarak diğer meslektaşlarına aktarabilirler. Ancak bu durumun sadece sorunlu işletmeler için geçerli olduğunu unutmamalıyız.

Sosyal ağlar üzerinden yayınlanacak ilginç videolar şirketiniz için iyi bir tanıtım aracı olabilir. Bunun için profesyonel bir senaryo oluşturabileceğiniz gibi şirket çalışanları arasında bir yarışma da düzenleyebilirsiniz. ABD’de pek çok şirkette yapılan bu tür yarışmalarda çalışanlardan İK uygulamalarını en iyi anlatan videoları hazırlamaları istenmektedir. Bu şekilde insanlar hem eğlenmekte, hem de dereceye girmeyen videoları bile arkadaşlarıyla paylaşmakta, yani bir nevi şirketin sözcüsü haline gelmektedirler.

Son olarak güçlü bir İşveren Markası yaratmak istiyorsanız kariyer günlerinden uzak durun.
Seth Godin kariyer günlerinde öğrenci arayan şirketleri, akşam pazarında artıkları toplayan müşterilere benzetiyor. Aslında pek çok şirket ve öğrenci teşkilatı bu durumun farkında. Örneğin İTÜ’de altı yıldır kariyer günlerinin alternatifi olarak, sektör günleri düzenleniyor. Dolayısıyla ne yapacağını bilemeyen öğrencilerin, boş boş dolaştığı etkinliklerde zaman kaybetmek yerine, nitelikli adayların yer aldığı sempozyum, kongre gibi toplantıları aday havuzu oluşturmak için kullanabilirsiniz. Eğer ağınıza öğretim üyelerini ve özellikle araştırma asistanlarını dâhil edebilirseniz, ihtiyaçlarınızı en iyi karşılayan öğrencilere en kısa yoldan ulaşabilirsiniz.
Bunların dışında her yıl üniversiteleri dolaşmak yerine öğrenci elçiliği gibi bir sistem kurarak üniversitelerdeki varlığınızı kesintisiz sürdürülebilir.

Şirketlerin kariyer siteleri ülkemizde en fazla ihmal edilen konuların başında gelmektedir. En Gözde Şirketler Araştırması sonuçlarına göre, şirketlerin kariyer siteleri, öğrencilerin en fazla başvurduğu kaynaklardan biri olmasına rağmen maalesef şirketlerin yaklaşık yüzde 95’inin ayrı bir kariyer sitesi bulunmuyor. Mevcut siteler ise ihtiyacı karşılamaktan oldukça uzaktır.

Konu ile alakalı başka yazılarımı da okumak isterseniz;

https://www.yonetimdeinsan.com/insan-yonetimi/ik-tukenmislik-sendromu/

Kurum Kültürü mü, Kurumsal İklim mi?

Kaynak: Prof.Dr.Türker Baş- İşveren Markası kitabından alıntılamalar yapılmıştır.

Yeni yazılardan ve güncellemelerden hemen haberdar olmak için bildirimlere abone olun

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.