Türkiye’de İş Etiği Meselesi

İş etiği
904

Türkiye’de İş Etiği Meselesi

Üzerinde çok düşündüğümüz fakat uygulanmasını tam olarak göremediğimiz konulardan bir tanesi de İş Etiği meselesidir. Gittikçe popüler olmaya başladığını belirtmeliyim.  Lisans okuyorken İş Ahlakı ve Sosyal Sorumluluk dersi almıştım. Artık sadece İşletme Fakültelerinde değil, birçok bölümde okutulmaya başlandı.

Bu konuyla alakalı Google’ da arama yaptığımda 0.3 Saniyede 600.000 yazı karşıma çıktı. Yani sayısız kitap, makale, konferans, seminer, konuşma var. Sizde benim gibi iş etiğini çok defa dinlediniz. Buna rağmen kafa karışıklığınız bir türlü gitmedi…

Peki, iş etiği nedir? Ne olabilir? Ne Olmalıdır?

İş etiği, genel olarak işyerinde neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmek ve doğru olanı yapmaktır.

Ne olmalıdır? Sorusuna tek düze cevap vermek yerine sizlerin düşünce dünyasına bırakıyorum.

Eğer gerçekten insanın ciddiye alabileceği ve iş etiği diyebileceği bir şey varsa, bu ne olabilir?

(Bu sorunun cevabını beraber düşünelim.)

Bir firmanın etik olabilmesi için ne gereklidir?

Bir firmanın etik olabilmesi için en önemli bulunan ilk üç özellik; sahtekârlık/

dolandırıcılık yapmaması,  çalışanlara değer vermesi ve ödeme yükümlülüklerini zamanında yapması gerekliliğidir.

Şüphesiz iş etiği olan kuralların bir şekilde işte geçerli olmadığını biliyoruz.

İş Etiği, yaygın olarak kullanılan şekliyle etik hiç değildir. O halde nedir?

Etik konusunda Aristo, Spinoza, Konfüçyüsçü yaklaşımlar günümüz etik sorunları için yeterli değildir. Ancak temel kavramlar günümüz etik sorunlarını düzeltmeye uygun ve yeterlidir.

Gerçekten eğer uygulanabilir bir iş etiği varsa, kilit kavramların mutlaka benimsenmesi gerekecektir.

Bunlar;

-Temel ilişkilerin açık tanımı

-Davranışın evrensel ve genel kuralları

-Görevi kötüye kullanmaktan ziyade doğru davranışa, nedenler ve niyetlerden önce davranışa odaklanma.

-Etkin bir iş etiğinin, ciddi biçimde etik olarak düşünülmeyi hak eden bir iş etiğinin doğru davranışı, her iki tarafın menfaatlerini optimize eden ve ilişkiyi uyumlu, yapıcı ve karşılıklı yararlı yapan olarak tanımlamak gerekecektir.

Kurumlarda pek çok insanın önemsiz görüldüğü aslında kendi başlarına tanınmadığı yine de kurumların yüksek görünürlüğe sahip ve toplumda önemli olarak görüldükleri kuruluşlarda etik kavramı şimdi olduğu gibi yine kağıt üzerinde kalmaya devam edecektir. Bu nedenle bize düşen sağduyu ve kendimizi sürekli geliştirmeyi vurgulamamız gerekmektedir. Yönetici, profesyonel tüm İK camiası başkalarında itibar etmeyecekleri davranıştan uzak durmalı, aynada görmek istedikleri kişiye uygun davranışı alışkanlık haline getirmeyi kendilerinden talep etmelidirler…

 

Yeni yazılardan ve güncellemelerden hemen haberdar olmak için bildirimlere abone olun

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.