Mesleki Ömrümüzün Kalan Yarısında Ne Yapacağız?

Mesleki ömür
340

1 Mesleki Ömrümüzün Kalan Yarısında Ne Yapacağız?

Tarihsel olarak bakıldığında bireyler kurumlardan daha uzun ömürlü oldukları gözükmektedir.Çoğu kişi emekli olduktan sonra mesleki ömür bitti gibi davranıyor.

Bu tamamen yepyeni bir soruyu beraberinde getiriyor. İnsan ömrünün ikinci yarısında mesleki olarak ne yapmalıdır ya da ne yapabilir?

İnsan 25 yaşındayken çalıştığı kurumun 65 yaşına geldiğinde var olmasını bekleyemez. Y jenerasyonunu düşündüğümüzde aynı işte 40-50 yıl çalışmalarını beklememiz mümkün değilken, Z jenerasyonunu da düşünürsek en fazla aynı işte 2 ya da 3 yıl çalışacaklarını görebiliriz.

Günümüzde kendimize bakalım; Aynı işte 30 yıl çalıştığımızı düşünelim. Yıpranırız, sıkılırız, işlerimizde heyecanımızı kaybederiz, işbaşında emekli oluruz ve hem kendimize hem de etrafımızdaki herkese yük oluruz.

Bu söylediklerim herkes için geçerli mi?

Kendilerine yeni bir yaşam kurmaya başlayan, dünya çapında başarı elde etmiş birkaç insandan söz etmek istiyorum. Bizim coğrafyamızdan en ilginç başarı öykülerinden biri Mimar Sinan’ın başarı öyküsüdür. Profesyonel mimarlık kariyerine 50 yaşından sonra başlayan Mimar Sinan’ın öncesinde at üstünde kılıç sallayan bir asker ve devşirme bir yeniçeri olduğunu çoğu kimse bilmez. Mimarlık kariyerinin ’çıraklık eserim’ dediği eserini 50’sinden sonra vermiş olması, onun alçak gönüllülüğünü değil, mimarlığa yeni başladığını gösterir. Ümidini kaybetmeyen genç ihtiyarlar kulübünün üyelerinin isimlerini biliriz; ama yaşlarını bilmeyiz. Kolomb, Amerika’yı keşfe çıktığında 50’sini geçmişti Picasso 90 yaşında ölene kadar resim yapmıştı, Einstein 40 yaşından sonra bilime katkı sağlamıştı,. Pasteur, kuduz aşısını bulduğunda 60 yaşındaydı. Verdi, en büyük eseri Fallstaf’ı yazdığında 80 yaşını geçmişti. Afrika’da hastaneler kuran ve ömrünün son günlerine kadar ameliyat yapan, katkıları dolayısıyla Nobel Barış Ödülü alan Albert Schweitzer, 90’larına yaklaşırken hâlâ çalışıyordu. Peter Drucker, ’başyapıtım’ dediği “21. Yüzyıl İçin Yönetim Tartışmaları ” isimli kitabını yazdığında 90 yaşını geçmişti.

Bugün yöneticilerin orta yaş krizi hakkında çok şey konuşulmaktadır. Genellikle can sıkıntısı… 45 yaşındaki herhangi bir yönetici mesleğinin zirvesindedir ve bunu bilir.25 yıl aynı işi yaptıklarından işlerini çok iyi bilirler. Fakat artık daha fazla bir şey öğrenmezler, daha fazla katkı sağlamazlar, işleriyle alakalı mücadele etmezler ve tatmin beklemezler.

Bilgi işçileri her tür küçük şikayetlerine rağmen mükemmel bir şekilde çalışabilirler. Ancak 30 yaşındaki işçiye pek heyecan verici gelen bir iş 50 yaşına geldiğinde onu sıkıntıdan öldürebilir. Bu gerçeği unutmamak gerekir.

Ömrümüzün kalan yarısında mesleki olarak ne yapılabilir?

3 Sonuç var.

Birincisi, ikinci ve farklı bir işe başlamaktır. Bir kurumdan diğer bir kuruma geçmektir.

İkincisi, paralel kariyer geliştirmektir.

Üçüncüsü ise sosyal girişimlerde bulunmaktır.

Çoğunluk şimdiki yaptığını yapmaya devam edecek, yani işteyken kenara çekilecek, sıkılmış, rutin işlerini sürdürürken emekliliğine kaç yıl kaldığını sayacaktır.

Ömrünün ikinci yarısını yönetenler ise gittikçe toplumda lider ve örnek haline gelecek olanlardır.

Ömrünün ikinci yarısını yönetmenin bir şartı var elbette. Bu döneme girmeden önce bunu çok önceden yaratmak.

Bu yazının amacı insanları biraz düşündürüp, sorgulatmak ve ilerleyen zamanlarda harekete geçmesine yardımcı olmaktır. Kişilerin kariyerinin ötesine geçmesine ilham vermektir.Bu yazının ele aldığı konu aslında Türk Toplumu’nun geleceğidir…

Yeni yazılardan ve güncellemelerden hemen haberdar olmak için bildirimlere abone olun

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.